Bir Alışveriş, Bir Fiş

Bir Alışveriş, Bir Fiş

Emre GÜLER yazdı…

Bu sözü Z ve Y kuşağıgençleri hiç duymamış olabilirler. 80’li yıllara damga vuran bir kamu spotuydu. Anarşi ve kuyruklardan sonra yeni dönemde kayıt dışı ekonomi önlenmekisteniyordu.

Günümüzdeki elektrikli araç sahipleri araçlarını edindikten sonra şarj için fiş ellerinde soket arayışları bana o günlerdeki fişleri anımsattı. Azalan fosil yakıt kaynakları ve iklim krizi bizleri yeni arayışlara yönlendiriyor.

Daha fazla tüketici, çevreci mobiliteyiseçmeye inandırıldığından beri, dünyada elektrikli otomobil satışları sürekli artıyor. Fosil yakıtlarla çalışanların satışları düşerken, alternatif yakıtlarla çalışan araçlarayöneliyoruz.

Aslında, ileri teknoloji denilen gündemdeki elektrikli araçların tarihi öyle sanıldığı kadar da yeni değil. Fosil yakıtlara göre önemli ölçüde daha çevreci ve geleceğin ulaşım çözümü elektrikli araçların tarihi oldukça eskiye dayanıyor.

1800’lü yılların başında Volta pilinin icadı sonrasında teknolojinin arabalara uyarlanması konusunda pek çok kişi çalışmalar yapmış. İlk elektrikli otomobilin mucidi tam bilinmemekle birlikte, birçok mucidin elektrikli otomobil konusunda çalışmalar yaptığı biliniyor. Kayıtlara geçen ilk elektrikli otomobil Amerika Vermont’ta mucit Thomas Davenport tarafından 1835 yılında üretilmiş. Aynı dönemde 1832-1839 yılları arasında bir başka elektrikli araç, İskoçya’nın Aberdeen şehrinde, Robert Anderson tarafından icat edilmiş.

Yani, son teknoloji denilen, çağdaş diye tanımlanan elektrikli araçlar hayatımıza gireli neredeyse iki asır olacak.

1897’de ilk elektrikli taksiler New York caddelerinde görülmüş. 1900’lerin başında elektrikli araçlar altın çağını yaşamış. A.B.D.’de üretilen otomobillerin %28’i elektrikle çalışıyormuş ve elektrikli otomobiller New York, Boston ve Chicago’daki tüm araçların üçte biri elektrikliymiş. Benzinli araçlardan daha çok elektrikli araçlara önemli talep varmış.

Henry Ford, Model T ile 1908’de Amerikan otomobil pazarını başta aşağı değiştiriyor.1912 yılında satışlarda rekor kıran elektrikli araçların yerini, seri üretimde imal edildiği için daha ekonomik benzinli araçlar alıyor. Elektrikli otomobil 1.750 dolar iken benzinli otomobil yalnızca 650 dolardan satıldı.  Benzinli araçlardaki, titreme, gürültü ve ses problemi elektrikli araçların tercih edilme nedeni olmasına karşın bir süre sonra fiyat avantajı benzinli araçları tek seçenek bıraktı.

Elektrikli otomobil, benzinli motor yerine elektrik motoru kullanan, şarj edilebilir bir araçtır şeklinde tanımlar görüyorum. Ama benim bildiğim kadarıyla altı farklı tipte elektrikli araç tanımı karşımıza çıkıyor. ICE, HEV, PHEV, REEV, BEV ve FCEV şeklindekitanımlar elektrikli araç jargonunda yerini aldılar. Tabii bir de şarj ünitelerindeki farklılıklar var, UMC, HPWC, AC, DC, hızlı şarj, EVSE, sonra bir de şarj modu…

Neyse daha da fazla kafa karıştırmayalım, konunun yabancıları içinde söyleyeyim. Elektrikli araçların bazılarının elektrik prizine takılarak şarj olması gerekiyor…

Elektrikli araç sahiplerinin yaşadıkları en temel sorunlardan biri yolüzerinde şarj istasyonu bulunmaması. 10 yıldan fazladır, bu ülkede elektrikli araç satıcıları şarj istasyonu sorununu en kısa zamanda çözeceklerini söylerler. Ancak, günümüzde de İstanbul’dan güney gitmek isteyenlerin şikâyetleri hala devam ediyor. Bir süre sonra,şehir içinde de, istasyonlarda boş priz bulmak için kuyruk bekleyenleri görürsek şaşırmayalım. Şehir içinde sokak lambasına kumbaralıpriz ünitesi yerleştirerek sorun kısa sürede çözülebilir. Attığınız para kadar aracınız şarj olur, hem belediyeler para kazanır, hem sorun çözülür.

Elektrikli otomobilin yanı sıra elektrikle çalışan bisiklet, motosiklet, tekne, gemi, uçak ve tren gibi ulaşım araçları da hızla gündemde ve hayatımıza giriyorlar.Şarj sorunu onlar için de geçerli.

Karada aracınızın enerjisi biterse en kötüsünde iterek sağa çeker, park eder gidersiniz, peki ya denizdeyseniz ne olacak?

Hayda, karada otomobillerin her işini bitirdik de sıra denize mi geldi!

Bildim bileli yelkenciler ile motor yatçılar arasında sessiz yolculuk, çevreye saygı konularında bir çekişme vardır. Tekneciliğin geleceğinin de elektrikli deniz motorları ve deniz araçları olacağını otomobillere göre daha kesin iddia edebilirim.

Elektrikli tekne veya hibrit tekne sahibi olma seçenekleri her geçen gün daha çok popülerlik kazanmakta. Elektrikli tekne dediğimizde karşımıza çok farklı boyutlarda çıkabiliyor. İleri teknoloji yüksek performanslı elektrikli sürat teknelerinden,küçük tender botlarda kullanılan kıçtan takma küçük elektrik motorlarına kadar pek çok yerde artık karşımıza çıkıyorlar. Binlerce tonluk süper yatlarda da elektrik motoru kullanılıyor. Büyük yelkenlilerde de pek çok donanım elektrikli olduğu için yelken artı elektrik motorlu hibrit seçenekler görüyoruz.

Üreticiler de denizde CO2 ve gürültü kirliliğini azaltmaya yardımcı olan en hızlı, uzun ömürlü, en sürdürülebilir seçenekleri sunmaktalar.

Eskilerin peş kayığı dedikleri, günümüzün lüks tender tekneleriveya diğer adıyla filika,belirli büyüklükteki her yelkenli veya motoryatta bir tane bulunur. Alargadaki bir tekneden kıyıya çıkmak için bir ufak tekneye mutlaka ihtiyaç bulunur.Bu ufak teknelerin motorları ise benzinlidir. Dizel motorlu deniz araçlarında bidon ile benzin depolamak çok tehlikeli olduğundan bu tekneler hep sorun olmuştur.

Tabii ki, denizlerini koruma almış ülkelerinin, korumalı denizlerine, içten yanmalı motorlu teknelerin girişini yasakladıklarını da hatırlatayım…

Yelkenci için teknesinin motoru da neredeyse yelkeni kadar iyi olmalıdır.Hafif, süper sessiz ve sürdürülebilir. Elektrikli deniz motorları, denizcilere en küçük bottan devasa katamarana kadar tüm tekne uzunlukları için artık elektrikli seçenekler sunuyor. Kompakt ve güçlü dıştan takmalı motorlar, hafif ve yerden tasarruf sağlayan pod sürücüler, hibrit alternatifler…

Denizde güven de çok önemlidir, elektrikli tahrik sistemleri oldukça güvenlidir. Elektrik motoru basittir. Elektrik motoru sisteminde dört hareketli parça bulunurken, karmaşık içten yanmalı motor ortalama 2.000’den fazla parça bulunur.

Denizde elektrik motorunun temel faydalarını sessizlik, sıfır emisyon ve düşük işletme maliyetleri şeklinde sıralayabilirim.

Nerede olursa olsun, şarjlı elektrik motoru kullanan araçların şarj istasyonu sorunun her geçen gün artan şekilde karşımıza çıkacaktır.

“TheGreenDeal” denilen yeni salgın kapsamında, ABD’de Biden 1.9 Trilyon dolar ile ilk teşvikleri başlattı. 22 Nisan’daki iklim zirvesinden bakalım neler çıkacak hep beraber göreceğiz.

Yağmurlu bir gün için yeterli döviz rezervimiz olduğunu göz önüne alarak şarj istasyonu konusunda devlet politikasının belirlenmesi ve bir an önce uygulamaya alınması gerekiyor.

Türkiye üretken olmayan alanlardaki yatırımlara dayalı yapısından bir an önce vaz geçerek, planlı şarj istasyonu kurulumunu başlatmalıdır. Ulusal eylem planı serbest piyasa ekonomisi ve liberal ekonomi unsurlarından uzlaşılmadan planlı, programlı yatırım politikası ve teşvikler verilmelidir.

2022’de yollarda olacak yerli ve milli aracımız için binlerce kişi şimdiden sıraya girdiler. Araçlarını aldıkları gün soracakları soruyu tahmin ediyorum…

“Yavvv, ben bu prizi nereye takacağım?”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ