www.autowritetr.com

OSMANLI’nın ARABA SEVDASI

OSMANLI’nın ARABA SEVDASI

İSTANBUL’UN FETHİ SIRASINDAKİ SON MODEL ARABA NEYDİ?

Önce ARABA ile OTOMOBİL arasındaki farkı anlatarak başlamak isterim.
Araba kendisi dışından bir güçle çekilen veya itilen ulaşım ve taşıma aracıdır.
Otomobil ise, gücünü kendi içinde yakıtla çalışan bir motordan alan, önden çekişli, arkadan itişli veya yere bağlantısı bulunan 4 tekerleğinden aldığı güçle hareket eden ulaşım veya taşıma aracıdır.

Tekerleğin keşfedildiği ilk andan itibaren gelişimini hep sürdüren ulaşım araçları, motorun da devreye girmesiyle hızlandı. Fakat motordan önce çeşitli hayvanların çektiği araçlar popülerdi. Osmanlı’da bir kesim o zamanlar trendleri yakından takip eden bir topluluk olduğundan; dönemin Avrupa’sında kullanılan tüm araçlar İstanbul’da da görülüyordu. Ve o kesim Osmanlı’nın İmparatorluk olduğu zamanda, bu gelişimini en üst düzeye getirmiş ve kendisine özgü bir takım tasarımları da yollara çıkartmıştı.

İSTANBUL yeni fethedilmişti!
1932_18
OSMANLI İmparatorluğu’nda araba kullanımına öncülük eden ilk padişah, Fatih Sultan Mehmet.

Fatih sultan Mehmet’in son seferine hanto tipi bir araba ile çıkması ve yolda vefatı üzerine cenazesinin yine aynı araba ile getirilişi, Osmanlı’da araba dönemini başlattı.
Pay-ı taht İstanbul’da sadece saray mensuplarına mahsus bir lüks sayılan araba, 19. yüzyılda Tanzimat’la birlikte Osmanlı halkı arasında moda hale geldi.
1800’lü yılların ikinci yarısı, İstanbul ile süslü arabaların tanışmaya başladıkları en güzel dönemlerdi. İstanbul’un doğası ve yapısına uygun bu araçlar çok kısa sürede moda oldu. Doğal olarak süslü arabalar genelde ekalliyet ve üst sınıf tarafından kullanılırdı. Hatta bir rivayete göre tatil günleri için ayrı araba kullanabilen çok zengin bir kısım da bulunuyordu.
O yıllarda İstanbul, sokak ve caddelerinde görülen belli başlı araba tipleri:

KİRA ARABALARI: O dönemin en çok kullanılan araçlarından bir olan KİRA arabaları bu günün taksileri ile eş değerdi. Sürücü beygirleri adı da verilen İstanbul’un kira arabaları iki çeşitti: Numarasız lüksler, gündüz ve gece arabaları. Kira arabalarının tarifesi şöyle idi: 20 dakikayı bulmayacak yollar 5 – 7.5 kuruş, kırk dakikadan eksik mesafelerin saati 10, güneş batımından gece yarısına kadar 15 kuruş, hava kararınca 20 kuruştu.
SEDYE: Asilzadelerin, turistlerin, zenginlerin araba yerine kullandıkları, iki – dört uşak tarafından taşınan kabinli taht – ı revanlar. Bunlar kısa mesafeler için kullanılan zenginlik gösterisi sayılan araçlardı.
cinderella-carriage
SANDIK ARABALARI: Genellikle yük taşımayı amaçlayan, tek veya çift atlı, kutu biçiminde halk tipi arabalar. Günümüzün kamyonları gibi kullanılırdı. Hatta küçük boyları daha pratik olduğundan kabul görürdü.

KUPA: Avrupa’dan ithal, siyah renkli ahşapla kaplı, atların çektiği arabalar. Sultan Abdülhamit devrinde kadınların sadece kupalara binmesine izin verilmiş. Bu arabalar genelde her tarafı kapalı olan araçlardı.

HANTO: Saray kadınlarınca kullanılan, tepesi ve köşeleri billur ve gümüş topuzlu, ağır arabalar.Saltanata mensup özellikle kadınların kullandığı bu araç, zamanında gizli işlerde de çok kullanıldı.
TALİKA: Daha çok şehir dışındaki sayfiye yerlerine gidiş için kullanılan, koçulara nazaran daha süssüz, perdeli ve tenteli arabalar.

KAP: İngiltere’den ithal edilmiş, genellikle Kadıköy yakasında, Fenerbahçe piyasasında kullanıldığı görülen şık arabalar. İstanbul’da sayıları 5 – 10 civarında idi.O dönem İstanbul’unun en zenginlerinin tercihiydi. Zira, o dönemin Kadıköy bölgesinin en zengini sayılan Sarraf Ali Efendi’nin iki tane olduğu rivayetler arasında.

FAYTON: Abdülmecit döneminde Avrupa’dan gelmiş, önceleri saray veya konak arabaları sonraları kira faytonları olarak kullanılan üstü körüklü tek veya çift atlı arabalar. Sonrasında ise, halkın en çok tercih ettiği arabalardı. Sebebi ise, hem hafif olması hem de tek atla bile çekilebilir olmasıydı.

LANDON: Alman kökenli, faytonlara nazaran ağır ve oturaklı bir gövdesi olan, iki parçalı körüklü, daha çok resmi nitelikli olarak kullanılan arabalar. Genelde, orta düzey devlet çalışanları kullanıyordu.
kupa 2
KOÇU: Başı kurdeleli ya da çiçekli ama mutlaka çıngıraklı öküzlerin çektiği, sırma püsküllü tenteli tek düze yaygın halk arabası. 2. Mahmut döneminde toplam adetleri 700 civarında idi. Bu arabalar hem yük hem de insan taşıdığından çok kullanım amaçlı olarak revaçta oldu.

OMNİBUS: 19. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul halkının günlük yaşamına katıldı. 2 – 4 atla çekilen ve 15 – 20 kişi taşıyabilen şık görünümlü dolmuş arabaları için bu deyim kullanılmaktaydı. Günümüzün minibüsleri olarak da adlandırabiliriz.
omnibus

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ