YURT HABERLERİNİN ŞÖVALYESİ: YALÇIN BAYER

YURT HABERLERİNİN ŞÖVALYESİ: YALÇIN BAYER

Zeynep BİLGEHAN HÜRRİYET GAZETESİ’nde yazmış…

İlk haberini henüz 16-17 yaşlarında memleketi Çorlu’da yerel gazeteye yazmış. İlk mitingini 14 yaşında izlemiş. 29 yılı Cumhuriyet’te, 30 yılı Hürriyet’te hangi pozisyonda görev yaptıysa yapsın, Anadolu’dan yurt haberlerinden hiç kopmamış… Meslekte 60 yılı geride bıraksa da halen yerinde duramıyor, ‘deli fişek’ bir muhabir heyecanı taşıyor! Gazeteci, yazar Yalçın Bayer ile eski albümleri karıştırdık.

Onu dinlemek, Türkiye’nin dört bir yanında aynı anda bulunmaya ve zaman içinde seyahat etmeye benziyor. Gazeteciliğin bütün dinamizm ve heyecanını halen bünyesinde barındıran bir isim Yalçın Bayer! Dünyaya geliş hikâyesi de hareketli… Babası Rıfat Bey, Bulgaristan’ın Stefano köyünde doğuyor. O dönem orası Romanya içinde. Rıfat Bey 1934’te Köstence’den İstanbul’a gelen bir gemiye ‘kaçak’ olarak binip İstanbul’a geliyor. Buradan da akrabalarının bulunduğu Çorlu’ya geçiyor, Ermeni terzi Dikran Bey’in yanında çalışmaya başlıyor. Kalfalıktan sonra mesleğe dükkân sahibi olarak devam ediyor. Kendi gibi göçmen Hacer Hanım ile evleniyor. Hacer Hanım’ın ailesi Kosovalı. Onlar da Balkan Savaşları’ndan kaçarak ‘anavatan’a geliyorlar. Babası, Hacer Hanım henüz bir yaşındayken bütün aileyi bir manda arabasıyla 15 günde Çorlu’ya getiriyor. Acı dönemler geçiriyorlar. 

Yalçın Bayer’in, gazete almayan veya okumayana çok kızdığı bilinir. “Gazete kağıttır” der: “Eline değmedikçe ve kokusunu hissetmedikçe okudum denmez.”

KOLA KUTULARINDA FESLEĞEN 

Bayer, Rıfat Bey ile Hacer Hanım’ın altı çocuğundan ilki olarak 1944 tarihinde dünyaya geliyor. Yalçın Bey, “Hüzünlü bir çocukluktu” diye başlıyor anlatmaya: “Göçmenlere verilen kerpiç evlerde büyüdük. Ninemle oruç tutardım. Annem, bahçeyi çok severdi. Ayçiçek kafalarından ve kabaktan tekerlek yapmak oyuncağımız sayılırdı. Maksutlu Köyü’ne gidip dövene binmeyi unutamam. Sonra NATO çerçevesinde Çorlu’ya radar-dinleme aygıtları yapılınca Amerikalılar geldi. Bir Amerikalı personelin giyilmiş blucinini almak modaydı! Ben ilk kola kutularını orada görmüştüm. Annem bu kutuların içinde fesleğen yetiştirirdi.” 

İLK MİTİNGİ 14 YAŞINDA İZLEDİ

Baba Rıfat Bey’in ziyaretçileri hiç eksik olmuyor; belediye başkanları, kentin ileri gelenleri… Bir ara Osman Bölükbaşı’nın Cumhuriyet Köylü Millet Partisi’nin ilçe başkanı yapılıyor. Bayer de siyaset konuşmalarına aşina oluyor. İlk miting takibini 14 yaşında yapıyor! Osman Bölükbaşı ve yandaşlarıyla bir kamyonla Tekirdağ’a giderek mitingi izliyor. Gazetecilikse lise yıllarında başlamış. Galatasaray Lisesi pahalı gelince, sınavını kazandığı Kuleli Askeri Lisesi de 1960 darbesi sonrası öğrenci almayınca Çorlu Lisesi’ne devam etmiş. Ve o günlerden birinde… Bayer anlatıyor: “Aydın Anıl abimiz yerel Çorlu Gazetesi’ni çıkarıyordu. ‘Yalçın bize lise spor müsabakaları yazsana’ dedi. Gazetede ‘Yalçın Bayer yazıyor’ spotu çok hoşuma gitti. Okulda da itibarımız arttı! Babamın  siyasetçi dostları ‘Yalçın bizi hiç yazmıyorsun’ diye sitem etmeye başladı!” 

KAZANDIĞIM PARAYLA MUZ VE AYAKKABI ALDIM 

Yerel medyadan ana akıma geçişi de lise yıllarında olmuş… Bayer devam ediyor: “Babam dükkâna hep Cumhuriyet gazetesi alırdı. Bir gün Çorlu’da bir çocuk felci vakası yaşandı. Postaneye gidip telefona sarıldım ve Cumhuriyet’i aradım. Çorlu gazetesinde gördüklerimden esinlenerek vakayı doktorların nasıl tedavi ettiğini anlattım. Ertesi gün ‘yurt haberler’ bölümünde aspirin kutusu kadar ama imzalı bir haber çıktı. Belediye Başkanı Sait amca, yine babama “Sen bu çocuğu Cumhuriyet’e nasıl muhabir yaptın!” diye sitem etti (gülüyor). İkinci girişimim 1960 ihtilalinden sonra oldu. Darbenin ardından sürgüne gönderilen 14 subaydan biri Çatalcalı Yarbay Mustafa Kaplan’dı. Aftan sonra karayoluyla Türkiye’ye dönerken Çorlu’da bir kahvede mola verdiklerini haber aldım. Nefes nefese okuldan çıktım. Hemen Cumhuriyet’i aradım. Onlar da cevval siyasi muhabir İhsan Onur’u göndermişlerdi. Aybaşında atlatma haberime prim olarak 50 lira geldi. O yaşta benim için büyük paraydı. Kendime bir çift ayakkabı ve manavdan o dönemde yeni tanınmaya başlayan ithal muz aldım.”

TOY BİR STAJYER GAZETECİ 

Çorlulu genç Yalçın Bayer artık Cumhuriyet’e sık sık yerel haberler gönderen kendi deyimiyle ‘toy bir stajyer gazeteci’ydi! Haberleri aktardığı, telefonun öbür ucundaki isim Yurt Haberler Müdürü Erdoğan Arıpınar ışığı fark ediyor ve onu İstanbul’a çağırıyor. Yalçın Bey, “18 yaşında geldim İstanbul’a…” diye anlatıyor; “Suadiye Ticaret Lisesi’ne kaydoldum. Geceleri yurt haberlerde, 400 lira maaşla işe girdim. Prim almak için ‘Bugünkü haberler; trafik kazası, Demirel’in ziyareti…’ diye ararlardı. İmzalı yazılarım da çıkardı.” Artık Türkiye’nin her yerinden gelen haberleri alan telefonun ucundaki kişi kendisiydi! İşin en çok nesini sevmişti? Yanıtı: “Türkiye’yi tanımasını… Bilgin oluyor, siyaseti, dengeleri öğreniyorsun. Mahalle dedikodusu gibi takılıyorsun!”

YAŞAR KEMAL 10 PARMAK DAKTİLO MÖSYÖ FUMELLİ 

Yurt haberlerin ardından önce istihbarat servisine, sonra yazıişlerine geçti. Fark yaratmasına üç şey vesile olmuş; “1960’ların ortasında Yaşar Kemal çalıştığım odaya geldi, ‘Bana bak, ben Cumhuriyet’e röportajlar yaparken, birçok muhabirle tanıştım, birçoğunu da Cumhuriyet’e muhabir yaptım. Uzun yıllar yurt haberler servisini yönettim. Yerel muhabirlerini her zaman kolla ve aylık primlerini ihmal etme’ dedi. Ertum Öcal bana ‘10 parmak daktilo’ öğretti. Bu sayede iki adam değerinde oldum. Saksağan gibi yazmaktan kurtuldum! Yetişmeme büyük etki yaptı. Ben de başkalarına öğrettim. Bu arada Ajans France Press’in Türkiye muhabiri Levanten kökenli Mösyö Fümelli diye bir gazeteci vardı. İstanbul haberlerini anlaşmalı olarak Cumhuriyet’ten alırdı. Çok titiz bir gazeteciydi, haberlerdeki eksiklikleri kızarak söylerdi. Örneğin, bir turist ölürse onun pasaportundaki ismi, memleketi ve doğduğu şehri bir kural olarak isterdi.” Bu arada Şişli İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ni bitirdi.

KARABORSAYA DÜŞEN YAZAR

Bayer’in, “Benim gazeteci olmam ve yetişmemde hem ilk adım hem de üzerimde büyük emeği vardır” diye andığı ‘Cumhuriyet mesaisi’ tam 29 yıl sürdü. Bu süreçte Nadi ailesinde erkekler ve kızlar arasında yönetim çekişmesi yüzünden siyasi nedenlerle iki kez kriz yaşandı. Sonunda 1993 yılında İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Oktay Akbal gibi yazarların olduğu bir grupla istifa ederek ayrıldı. Ayrılır ayrılmaz transferi için büyük bir yarış başladı! Bir yanda Sabah gazetesi, sonra Milliyet ve gönlünün olduğu Hürriyet… Yalçın Bey anlatıyor: “Sabah ile anlaşmıştık ama Ertuğrul Özkök ve Doğan Hızlan da beni almaya karar vermişler. Simavi ailesinin bir ferdinin ifadesiyle ‘karaborsa’ gibi olmuştum. Yoğun bir diplomasi trafiğinin ardından 1993’te, Cumhuriyet’ten ayrıldıktan bir ay sonra Hürriyet’e Haber Müdürü oldum. Fakat orada çok iç çekişme vardı. Sonunda Özkök beni Haber Araştırma Bölümü Müdürü yaptı ve ‘Yeter, Söz Milletin’ köşesi böyle doğdu.”

İDDİA EDİYORUM BU BİR REKOR

Yalçın Bayer, ‘Yeter, Söz Milletin’ köşesinde tam 30 yıldır toplumun sorunlarını, şikayetlerini ve görüşlerini veriyor… Diyor ki: “İlk başlarda mektup ve teleksle gelirdi bu yazılar, bazıları telefonla söyler, bazen de ben bildiklerimi ve gördüklerimi yazardım. Hâlâ ilk günkü heyecan içindeyim. İnternet döneminde sosyal medyanın keyfi de başka oluyor… Bu kadar çok parçalı yazıyı hazırlamak zordur… Ortalama 6-12 adet yazı koyarım. İnternet servisinden bir kardeşimizin söylemesiyle baktım; bugüne kadar benim yazdıklarım ve okurlarımızın gönderdiği parça yazıların toplam sayısı 9 bin 900’i bulmuş.  Bunun dünyada bir rekor olduğunu iddia ediyorum! Bu köşeyi yapmak kolay değildir, takipçi olacak, her şeyi okuyacaksınız. Okura hiç kızmam, onların bir sürü konusu orada teşhir oluyor, hem iktidar hem partiler hem de belediyeler için öğretici ve bilgilendirici oluyor.” 

11 YAYIN YÖNETMENİYLE ÇALIŞTIM

Meslekte 60 yılı geride bıraktığını fark edince, “Yok daha nerede? Hiç öyle hissetmiyorum!” diyor. Nasıl geçmiş bu yıllar? Yanıtı: “Hep Türkiye’yi düşünerek… İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu’nun üstümde çok etkisi vardır. Cumhuriyet’te genel yayın müdürleri Cevat Fehmi Başkut, Ecvet Güresin, Oktay Kurtböke, Hasan Cemal ve Okay Gönensin’le çalıştım. Hürriyet’te Ertuğrul Özkök’le başladım. Sonra Enis Berberoğlu, Sedat Ergin, Fikret Bila, Vahap Munyar ve halen Ahmet Hakan‘la çalışıyorum. Belleğime hep doğru, dürüst ve namuslu şeyleri kaydettim. İhaleyi bilmem ama hırsızlık ve yolsuzluk sistemini bilirim. Hiç rüşvet verenle karşılaşmadım. Tehdit etmem, utandırırım. Kimseyi ‘itibar suikastına’ uğratmadım.”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

prostitution in abu dhabi berlin intim seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle sikiş paply.org